dereleeerrrr,
dereelerrrrr
sırdaşım olduuu dereeeler,
o gecelerdi diyip sustum.

bu nedir bilir misiniz?
tarafsız kalma zorunluluğu (yok oyle birşey) bulunan hallerde yaşanan, aşağı tükürsem sakal yukarı tükürsem bıyık halleri. her iki tarafın şimşeklerini çektiğinizle kalırsınız. Bu sizin gerçek bir denyo olduğunuzu gösterir. Çünkü bıyığa da sakala da tükürülmez, aşağı yukarı türkürmek de nesi? İki ucu boklu deynekle muhattap olmaktan beter. Muhattap almicaksın!

Öss sınavı olsa ooo pitipiti yaparsın, ama değil. Herşey apacık, bir tarafta atılası, yok olası lanet. Diğer tarafta kıymetli.
Tak eldivenleri, kendinden başla ameliyata, deş!. Acıma! Korkma! Yakmasına izin verme kimsenin canını. Bencil ol! Sev kendini! onu da al benliğine, ikinizi birden sev.

<Kahve Molası>
Saved as draft and then.

Oh özlediğim o kıvamı tutturdum, nescafe gold ve azıcık coffe mate. illa ki sorulacaksa şekeri, no sugar! o kadar da demişimdir, “şekersiz kahve diye birşey yoktur! kahve vardır. kimi şekerli içer” diye. ben normalim işte dostlar koymam extraları, sadedir, kıvamı tutturunca böyle neşeli olmak var ama çok gereksiz be! Sonra az çok mu orta mı? acı mı tatlı mı? ikilemleri sevmiyorum evet. pure coffe. herif kahvesi denir ona köyümüzde, sen içersin,hatun koklar oohh.

“Üçü bir arada”
benimkisi ikisi bir arada olsun  ve mümkünse bu benle kahvem olayım lütfen!

</Kahve Molası>

Nerde kalmıştık. Ameliyat! evet zihin ameliyatı pardon beyin. Hayatı karmaşıklaştıran her hatun hücresine ayrı selam olsun ki spazm yaratacak kadar kasıyosunuz.  Sizin dünyanız nere hacı? Orada geçmez mi matematik kuralları, sayılar,rakamlar sebep-sonuçlar birşey ifade etmez mi? “2 x 2″ denince sizin orda 2 tekerlekli araba mı sanıyorlar? Nedir sorununuz?

“Tamam durun sakin olun. Cinnetim geliyor herşeyi halledecek”.
Hiç acımicak, çok yaptı daha önce, bıçakçı derler o doktora, “doktor civanım”ın problem çözmeye odaklanmış versiyonu “doktor cinnetim” çok temiz iş yapar. Dikiş izi dahi bırakmaz o derece temiz.

“Bu mail siz okuduktan sonra silinecek”
hah işte bu, şimdi aldım bu maili, tam da böyle birşey istiyorum. “Bu sevgili siz terk ettikten sonra kendisini imha edecek” Allah’ım bu insanlığın buluşu olur. Ateist erkek bulamazsın yani o derece şükredilir yalvarıyorum şunları gönder artık dünyaya. Amen.

bitmiyordu,
gelmiyordu sabah,
o geldikçe kaçıyorduk.
gece kötü olunca biri çıkıp “iyi geceler” derdi.
kim olduğu fark ederdi evet!
o derdi,
sonra rüyalarımın hep şekerli olmasını dilerdi,
şekerlemenin “tatlı rüyalar” dan geldiğini öğrenmiştim

“bize çok”
geldi sevmek, çok çok geldi , o kadar çok geldi ki evde koyacak yer bulamadık!
hay allah, “çok gelmek” deyimini de yanlış kullandım.
bize hiç uğramayınca deniliyormuş öyle…  mi?

“neyseki öğrendim”
cebinde adresim bulununca “ben öldürmedim” çok gereksiz bir kullanımmış.

“sifonu çektim”
ancak gözünüzün önündeki bir bok çukurunun o an yok olmasını isterseniz yaparsınız bunu. hayatınıza bi bok bulaşmışsa lütfen kendiniz de klozete tıkıp oyle çekin sifonu!

“artık geri dönmek çok zor”
konya yolunun dikmen kavşağından taa gölbaşına kadar olan yolda bile “varırım ben o şehre geri de dönerim arkadaş!” diyen o şöförler’e kurban olun siz. siz, hepiniz, sizin gibi kaç tane varsa, sizle aynı takımı tutanlar bile.

“güç”
senin nerende? “Git” diyen o dilinde mi? Yoksa hayatı sorumsuzca sana odaklamış, kör kurşun gibi sana gelen o adamı itebildiğin ellerinde mi?

“korkaksın”
evet korkak! korkuyorsun çünkü tekrarı olmayan bilmem kaç küsür bpm ama ritmik olmayan o kalp atışlarından, titreyişinden.
sevgiyi yüklediğin organına sığmamasından korkuyorsun sevgimin!

“xece”
dinleyin lan,

.. sonra ordan çıktı biri dedi ki..

- Oğlum sen deli misin?
+ Sence?
- Ben olsam söylemezdim.
+ Tamam sus!

….

Diyalogları topla, çarp böl, konuşamadığın günleri, sonrasında da artık konuşabilmenin verdiği aptallığın sana “MAL”oluşunu hesapla. MALiyet muhasebesi okumuş kadar oldum. Hayvan Tüccarlarına ders veririm konuşabilen bir hayvan olarak! Konuşursa bu hayvan kaça MAL olur falan.

Sonra oturup düşünmek yaramayacak hiçbirşeye ama otur düşün, atarduvarların üstü boyandı, okuyamıyorsun. Sana uzundan mektuplar geliyor. Sen yine de gülüyorsun, senelerce ağlamışsın, ne yükler taşımış şu omuzlar. Sence bu seni yıkabilir mi? Yok be dostum sorun o değil. Başka birşey, hep derdim ya “bir daha bu cümleyi kurma” aslında onlar “ben asla bu cümleleri kurmam” demekti. Duyamayacağın şeyden korkmuyorsun tabi, ha bi de göz görmeyince yüz de utanmazmış öyle bi atasözü var. Karıştır şimdi bunları at tencereye biraz tuz at, kıvam için nişasta koy. Kaynayınca da bi boka benzemicek anlıyor musun? Çorbası bile olmaz bunun yani.

“Mutluluk”
Ancak berraklıkta mı mümkün? Yoksa berrak olmakta mı. Kimi puslu havada ışık saçar kendisi de mutludur. Kimi sevmez kendi de araya kaynadığı için. Çok kötü.

“Küçük olaylar”
Tahammül sınırlarını değiştirebildiğin kaç kişi var şu hayatta? Sence bir delinin alaylara tahammülünden daha büyük bir tahammül, daha geniş bir yürek olabilir mi?

“Konuşmak”
İstemiyorsa biri, konuşturma, çünkü konuştukça çirkinleşecektir. Sana iletecek bir mesajı olmasın, olursa kusacaktır. Sonra sen üzülürsün. Hem değer mi?. Orda dur! beni çirkinleştiremezsin, evet değer! Konuşurken seç cümleleri, açık ver. Kullansın bunları. Sormasın sana detay, olay, neden, sonuç. Sorduğu kadar tanırsın, konuştuğu kadar konuşur, konuşturduğu kadar şans verirsin.

Şimdi technical posts forever. neyine lan senin true love. yok öyle birşey true !love var yani kapiş?

“artık kötü geceler”

Yine gece oldu.
Vardı oradaydı..
Gece biterken veda isterdim, erken dönsün diye ardından su dökerdi gözlerim..
Uyurken ardımda bıraktığım dünya artık umrumda değil,
Uyandığımda var olduğunu bildiklerim tutuyordu beni hayatta,
Hayat bir sabah onu da götürdü.
Sonra…
Öldüm, şimdi aslında yohum!

Aman be ne diyorum ki, zırva mı kurtaracak beni?!
“YOK”oluşun adını değiştirebilir mi? Gözyaşı, sözler vesaire…
Ne desem n’apsam da yok, “vedalaşamadığım” gecenin sabahında kaybettim onu,
aldı gitti, neyim var neyim yoksa…

O, giderken neler aldığını bilmiyordu..

© 2012 Tufan Suffusion theme by Sayontan Sinha